KAKTÜSSERGiSi

Hoşgeldiniz.   Giriş yapmak için tıklayın veya Ücretsiz üye olun

 KATEGORILER
 A-Z KAKTUS INDEKS
 BAKIM REHBERI
 SİZDEN GELENLER
AA
Haberler

ANA SAYFA|TÜM YAZILAR

 Başlık: SUKKULENT NEDİR? suleyman |||Gönderen :

Okunma: 8559


Sukkulent bitkinin esas özelliği çok etli ve suyla dolu gövde ve/veya yapraklardan oluşmasıdır. Bütün kaktüsler sukkulent bitkilerdir, ancak bütün sukkulentler kaktüs değildir.

Görüşler ( 2
)

SUKKULENT NEDİR?

Sukkulent bitkinin esas özelliği çok etli ve suyla dolu gövde ve/veya yapraklardan oluşmasıdır. Bütün kaktüsler sukkulent bitkilerdir, ancak bütün sukkulentler kaktüs değildir. Doğal ortamlarına uyum amacıyla uzun bir evrimsel gelişimin sonucunda ortaya çıkan bu ileri derecede özelleşmiş bitki türlerinin birçok ortak özelliği vardır. Dolayısıyla kaktüsler ve diğer sukkulent türlerinin serada ve evde bakımı az farkla birbirine benzer şekilde yapılır. Ancak bir kısım türlerin kendine özgü özellikleri olduğunu da unutmamak gerekir.

Gezegenimizde milyonlarca kilometrekarelik hemen hemen boş ve çok sert iklimli bölgeler bulunmaktadır. Buralarda çok az olan yağış, yıl içinde düzensiz olarak dağılır. Normal akarsular yoktur. Yağmur miktarı yılda 200-250 mm olan bu çok sıcak ve kuru bölgelerin hakim bitki örtüsü genellikle sukkulentlerdir. Kısmen kayalık, kireçli ve kumlu olan bu bölgelere çöl, ya da daha doğru terimi ile yarı-çöl (desierto, praire, chaparral, matorral) adı verilir. Kuzey Amerika kıtasının güneyinde, ABD ve Meksika'da bulunan Arizona, Mojave, Chihuahuan, Sonoran çölleri ve yıllarca yağış almayabilen Şili'nin Pasifik sahilindeki Atacama çölünü bu yerlere örnek gösterebiliriz. Gerçek kum çölleri çok kurudur ve sukkulent türler ve diğer bitkiler hemen hiç bulunmaz. En iyi adapte bitkiler bile yaşamak için bir miktar suya gereksinim duyar. Yağmur miktarı 500-700 mm olan kuru orman ve çalılık bölgeler ise sukkulentlerin ikinci sıklıkta görüldüğü yerlerdir.

Yarı-çöllerin bitkileri, sert iklime uyabilmek için bir takım adaptasyon şekilleri geliştirmiştir. XEROPHYTES, yani kuru ortamda yaşayan bitki denen bu türler gerçekten şaşırtıcıdır. Gündüz çok yakıcı güneş altında ve bazen 60 C üzerinde toprak ısılarında, gece ise donma noktası civarındaki sıcaklıklarda ve bazen %10 gibi bir nemlilikte yaşarlar. Bunlar çoğunlukla taşlar arasında ve büyük kısmı toprağa gömülü olarak bulunurlar. Ancak bütün Xerophyte'lerin sukkulent olmadığını bilmek gerekir. Vejetatif kısımlarında su depo edenlere sukkulent diyoruz. Bunlar kesildiklerinde sulu bir sıvı akar. Bitki bunu su hücreleri  dediğimiz özel hücrelerde depolamaktadır.

            Sukkulent-Xerophyte'ler ile non-sukkulent bitkiler, yani Mesophyte'ler arasındaki kesin sınırı çizmek her zaman kolay değildir. Çünkü hepsi ortak kökenlidir ve esasta benzer organlara ve yapıya sahiptirler.

Sukkulent bitkinin biyolojik adaptasyonunun amacı kısaca şudur:

1- Su olabilecek en hızlı şekide absorbe edilmelidir. Suyun ne zaman ve ne miktarda geleceği belli değildir.

2- Kazanılan suyun kaybı minimum olmalıdır. Su depolanır, öyle ki, bazen bitkinin %95'i sudan ibaret olur.

            Kaktüslerin derisi diyebileceğimiz dış epidermisi genellikle kalındır. Mumsu bir madde ile kaplı olabilir. Dikenler veya dikensi yapılar ile örtülmüştür. Dikenler bir şemsiye görevi yapar, başka görevleri de vardır. Epidermis altında ince bir tabaka halindeki dermiste fotosentez yapan hücreler bulunur. Bitkinin kalan kısmı su depo hücrelerinden ibarettir. Buna su parankiması denir ve şeffaf görünümdedir.

Kaktüs ve bazı diğer gövde tipi sukkulentlerde görülen

rib ( =krista, kaburga benzeri boylamasına çıkıntı) ve

tüberkül (oval-yuvarlak küçük çıkıntılar, gövdede spiral dizilimler halinde veya ribleri oluşturur şekilde) yapıları ile diğer sukkulentlerdeki bazal veya dal ucu rozet şekli yaprak dizilimleri fotosentez yüzeyini arttırmak içindir.    (bakınız resim)

 

Diğer sukkulentlerde yapraklar genellikle küçülmüş, silindirik veya küresel şekiller almıştır. Böylece transpirasyon alanı hacme göre azalmış olur. Kaktüsler ve Euphorbia türlerinde ise yapraklar tümüyle ortadan kalkmıştır veya büyüme mevsiminde bitkinin uç kısımlarında çok rudimenter olarak ve kısa bir süre görülürler. Kaktüslerde yaprak fonksiyonları gövde tarafından yürütülmektedir. Bu gövdeler de silindirik veya küreseldir. Fotosentez ve solunum alanlarının bu şekilde azalması, gövde tipi sukkulentlerin büyüme hızını çok düşürmüştür.

            Normal yapraklı fakat bulboz gövdeli (caudex) bazı sukkulent türleri de vardır. Toprak altında bulboz veya tuberoz yapıları olan, fakat vejetatif kısımları normal olan bitkiler sukkulent değildir. Su gövde, yaprak ve kökte tutulur. Gövde ve yaprak tipi sukkulent terimi vardır ama kök tipi sukkulent terimi yoktur. Ancak sukkulentlerde kökte de su tutuluyor olabilir. Bu saydığımız adaptasyon şekillerini en çok gösteren sukkulentler kaktüslerdir. Bir çok bitki familyasında az veya çok sayıda sukkulent türler bulunmaktadır. Sukkulent bitki boyutları de büyük farklılıklar gösterir. Ağaç büyüklüğünden çakıltaşı boyutuna kadar olanlar yanyanadır.

            YAPRAK TİPİ SUKKULENT : Yapraklar birçok formda olabilir; bazal rozetler, uzun dallar ucunda rozetler veya spiral dizilen yapraklı çalımsılar gibi. Sukkulent yaprakları, normal yapraklardan çok farklıdır. Bu değişim o derece aşırı olabilir ki, Lithop'lar gibi bazı türlerde bitkinin tüm vejetatif kısmı birbirine yapışık bir çift çakıltaşı gibi iki yapraktan ibaret hal alabilir. Bir kısım Aeonium ve Sempervivum türlerinde ise yapraklar hafifçe sukkulenttir ve normal yaprağa benzerler.

            GÖVDE TİPİ SUKKULENT : Gerçekte bu iki tip arasında kesin sınır her zaman çizilemeyebilir. Bazı Sedum türleri her iki gruba da girebilir. Kaktüslerin çok büyük kısmı gövde tipi sukkulenttir. Sukkulent gövde yapıları ribli, tüberküllü veya segmentli olabilir. Bu gövdeler küresel veya silindiriktir.

            Çöllerden ormanlara doğru yayılan bazı sukkulent türleri ilginç bir grup oluşturur. Epifitik kaktüslerde olduğu gibi, yaprakları büyür, genişler ve sukkulent karakterini büyük oranda kaybeder.

            Sukkulentlerde ilginç bir fenomen ise CONVERGENCE denen, birbiri ile ilintisiz familyalara mensup ve farklı kıtalarda bulunan iki türün çok benzer morofoloji göstermesi olayıdır. Örneğin Meksika kökenli bir kaktüs olan Astrophytum asterias ile Güney Afrika kökenli Eupohorbia obesa'nın hemen hemen aynı yapıda küresel gövdeleri vardır. Bu fenomen, evrim süreci sırasında organizmalar üzerinde çevre koşullarının düzenleyici etkisinin en güzel örneklerindendir.  (bakınız resim)

 

(devam edecek)

 

Dr.Süleyman Demir

http://community.webshots.com/user/demir165

http://www.flickr.com/photos/s-demir/

 

 

   

 

Üye İstatistikleri Sayaç Online Üyeler
En son üyemiz : bbig0134
Bugün hiç kimse üye olmamış
Toplam 785. kişi üye olmuş

Bugün:
Toplam: 1530161

 Online üye yok.

WebMaster Fatih & Ferdi
©www.kaktussergisi.com 2006
Copyright © tüm hakları saklıdır @tekman portol

Sayfa oluşumu: 12065,55 saniye